Elimize ulaşan bilgiler 21 klasör gibi inanılmaz bir miktara ulaştı.
Bu mafya şebekesinin hem uluslar arası olarak hem de Kazakistan içerisinde hukuki yönden tam anlamıyla çökertilmesi için çalışmalarımıza uzun süredir devam ediyoruz. Şok bilgilere ulaştık. Ancak tedbir almamaları için şu an bilgileri açıklamıyoruz.
EDGAR SALDUZI
BOLAT NAZARBAYEV
EDGAR SALDUZI VE BOLAT NAZARBAYEV
ARASINDAKİ İLİŞKİ NEYDİ?
Şok edecek bilgi, belge ve fotoğraflar elimize ulaştı.
KAZAKİSTAN CUMHURBAŞKANI SN. NURSULTAN NAZARBAYEV'İ
HUKUKSUZLUK VE ZORBALIKLARA MÜDAHALEYE ÇAĞIRIYORUZ
TÜRK İŞ ADAMLARINA YÖNELİK
BASKILAR VE SALDIRILAR DURDURULMALIDIR
- Gazeteci-Yazar Hasan Cemal'in "…Demokrasi ve hukuk devleti hak getire, rüşvet ve yolsuzluk çıtası fena halde yüksek..." (Milliyet, 10 Nisan 2002) ifadeleriyle tanımladığı Kazakistan, Kazak mafyasının günden güne kontrolünü daha da arttırdığı, hukukun hiçe sayıldığı bir ülke haline gelmiştir.
- Kazakistan'daki mafya yapılanmalarının, başta Türk şirketleri olmak üzere Kazakistan'da yatırım yapan yabancı firmaları hedef alan saldırıları çok vahim boyutlara ulaşmıştır. Gasp, darp, silahlı baskın, zorla alıkoyma gibi zorbaca yöntemler kullanılarak, yabancı yatırımcılar Kazakistan'dan uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.
- Kazak mafyası, ülkeyi yabancı şirketler için yatırım yapılabilecek bir yer olmaktan çıkararak, sanayi ve ticarette tekel olmayı hedeflemektedir. Bu nedenle ülkedeki pek çok yabancı yatırımcı, baskı, tehdit ve şantaja maruz bırakılarak Kazakistan'daki yatırımlarından vazgeçmeye zorlanmaktadır.
- Son birkaç yıldır ekonomisi zaten darboğazda olan Kazakistan Devleti, mafyanın günden güne artan etkinliği ve faaliyetleri sebebiyle iktisadi açıdan büyük bir çöküşe doğru sürüklenmektedir.
- Ülkenin demokratikleşme süreci Kazak mafyası nedeniyle geriye doğru işlemekte, Kazakistan günden güne despot mafya liderlerinin hüküm sürdüğü bir orta çağ devleti haline dönüşmektedir. Ülkenin dünya kamuoyundaki itibari ciddi anlamda zedelenmiştir. Bunun en büyük göstergesi “Kazakistan'da Sıkıntılı Dönem Başlıyor” (http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=34087) gibi başlıklarla basına da yansıdığı gibi uluslar arası şirketlerin paralarını Kazakistan'dan çekmesidir.
- Kazakistan'da, bazı mafya yapılanmalarının son derece planlı ve organize şekilde yürüttükleri bu faaliyetler artık iyice aleniyet kazanmıştır. Ülkede pasaportlara el koymak, firma görevlilerini rehin almak, işyeri mühürlemek, makinelere el koymak, anlaşmalarla belirlenmiş hak edişleri ödememek, ölümle tehdit etmek gibi yöntemler adeta günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir.
Gece saat 10.00'dan sonra sokağa çıkmanın çok tehlikeli olduğu, ekonomik kriz nedeniyle hırsızlık ve gaspın sıradan olaylar haline geldiği Kazakistan'da, şantiyelerdeki güvenlik görevlileri geceleri kamyonlarla inşaat malzemeleri çalmaktadır. Hiçbir devlet dairesi rüşvet almadan iş yapmamakta, devlet ihalelerinde bile rüşvet vermeden hak edişlerin alınması mümkün olmamaktadır.
Ülkede faaliyet gösteren pek çok yabancı şirketi tedirgin eden bu durum kısa dönemde, Kazakistan'ın adının "can güvenliği riski taşıyan ülkeler" arasında anılmasına sebep olacak kadar ciddi boyuta ulaşmıştır. Ülkede faaliyet gösteren yabancı işadamları ciddi tehlike içindedir.
Son olarak yaşanan bir olayda, Kazakistan'ın Alma Ata şehrinde faaliyet gösteren BN-Pegasus yetkililerinden Tahsin Akkaş, bazı hukukdışı uygulamalara maruz bırakılmıştır. Kazakistan başta olmak üzere yurt dışında pek çok başarılı projelere imza atmış, iş çevrelerinde sevilen bir işadamı ve mimar olan Tahsin Akkaş, 11 Mart 2008 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın gözaltına alınmıştır. Gözaltı süresince çeşitli tehditlere maruz bırakılan Tahsin Akkaş, serbest bırakılır bırakılmaz Türk Büyükelçiliği'ne sığınmıştır. Tahsin Akkaş, Büyükelçilik kapısında bekleyen silahlı kalabalık bir grup sebebiyle saatlerce dışarıya çıkamamış, tam bir hukuk skandalı yaşanmıştır. Halen Kazakistan Devlet Başkanı'nın kardeşi ile evli olan Mayra Nazarbayeva'nın talimatıyla hareket ettiği bilinen Edgar Salduzi'nin bu olayda birinci dereceden rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Mayra Nazarbayeva ile temasa geçilmiş ve yazılı bir anlaşma ile mutabakat sağlanmış, böylece Tahsin Akkaş'ın can güvenliği bir ölçüde sağlanmıştır. Tahsin Akkaş bu anlaşmaya istinaden, sığındığı Türk Büyükelçiliği'nden çıkmış, ancak can güvenliği endişesiyle evine gidememiştir. Anlaşmada mutabık kalınan hususlar 13 Mart gününde yine çiğnenmiş, Tahsin Akkaş sebepsiz yere yine emniyete götürülmek istenmiştir.
Hiçbir anlaşmanın ve hukuk kuralının dikkate alınmadığı bu süreçte adeta esir muamelesi gören arkadaşımız Tahsin Akkaş'ın can güvenliği konusunda ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Tamamen hukuk dışı olarak sürdürülen bu uygulamaların önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını, Kazakistan Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev'den talep ediyoruz.
Tahsin Akkaş'ın Alma Ata'da BN Pegasus bünyesinde göreve başlamasından önce Ocak 2008'de, BN Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Seçim Köse'ye ve şirket bünyesindeki Türk işçilere de saldırılarda bulunulmuş ve bu saldırıların arkasında aynı ismin olduğu ortaya çıkmıştır. Söz konusu saldırıda Seçim Köse ve çok sayıda işçisi yaralanmıştır. Bu saldırılar “Kazak Vahşeti Hortladı” ve benzeri başlıklarla basınımıza da yansımıştır.
Daha önce ENKA gibi başka Türk şirketlerine de saldırılarda bulunulan Kazakistan'da, bu gibi hukuksuz uygulamalar günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. ENKA Holding işçilerine Ekim 2006'da yapılan saldırılar hakkındaki gazete haberleri olayın vahametini ortaya koymaktadır:
"Kazakistan'da ENKA Holding'in şantiyesinde Kazak işçilerin saldırısına uğrayan Türk işçilerden bir grup yaralı özel uçakla Sabiha Gökçen Hava Limanı"na indi. Dehşet anını anlatan yaralı işçiler, "Bu bir katliamdı. Bizi öldürmek için her yolu denediler." İşçiler, Türk işçilere karşı olan planlı mafya türü bu saldırıda kayıp arkadaşları olduğunu söylediler. Kazakların, bazı arkadaşlarını vinçlere astıklarını, kapılarını açamadıkları konteynırların içine propan gazı sıktıklarını, konteynırları ateşe verdiklerini anlatan yaralı işçiler, hiçbir yetkilinin kendileriyle ilgilenmediğini ve can güvenliklerinin olmadığını söylediler." (24 Ekim 2006 tarihli Milliyet ve Akşam)
Kazak yönetimine yakın olmayı, Kazakistan milli menfaatlerine aykırı davranmak için ruhsat olarak kullanan kimselerin varlığı son derece tehlikelidir. Çünkü Kazak resmi makamlarının bilgisi dışında faaliyet gösteren bu gibi kimseler sadece bu ülkede ticari faaliyet yürüten şirketleri değil bizzat Kazakistan'ın iç güvenliğini tehdit eder hale gelmişlerdir. Kazakistan'ı bir mafya ülkesine dönüştürme sevdasında olan bu gibi odaklara karşı gerekli tedbirlerin alınmaması halinde ülkenin büyük bir kaosa sürükleneceğine kuşku yoktur.
Tüm bu konulara Kazakistan resmi birimlerinin ve özellikle Devlet Başkanı Sayın Nazarbayev'in ivedilikle el koyması ve gerekli tedbirleri alması elzemdir. Aksi halde ekonomik açıdan zor günler geçiren kardeş Kazakistan Devleti, yabancı yatırımcıların tamamen ülkeden çekilmesi sebebiyle büyük bir ekonomik buhranla karşı karşıya kalacaktır.
Bu Büyük Türk Devleti'ni Mafyanın Ele Geçirmesini Engellemek İçin Neler yapılabilir?
Nursultan Nazarbayev'in Samimi Gayretleri
Kazakistan Devletini İçten Saran Mason Mafya Komünist Üçgenine karşı Nazarbayev'e Destek Olmanın Önemi
Yüzlerce konu, belge, bilgi, döküman, fotoğraf ve iki VCD ilavesiyle yakında kitapçılarda
Türkçe, İngilizce, Rusça ve Kazakça
Pek Yakında Tüm Kitapçılarda!
MAYRA NAZARBAYEVA
Kazakistan başta olmak üzere yurt dışında pek çok başarılı projelere imza atmış, iş çevrelerinde sevilen bir işadamı ve mimar olan Tahsin Akkaş 11 Mart 2008 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın Kazakistan Alma Ata'da gözaltına alınmıştır.
Gözaltı süresince çeşitli tehditlere maruz bırakılan Tahsin Akkaş serbest bırakılır bırakılmaz Türk Büyükelçiliği'ne sığınmıştır. Halen Kazakistan Devlet Başkanı'nın kardeşi ile evli olan Mayra Nazarbayeva'nın talimatıyla hareket ettiği bilinen Edgar Salduzi isimli kişinin bu olayda birinci dereceden rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Mayra Nazarbayeva ile temasa geçilmiş ve yazılı bir anlaşma ile mutabakata varılmış, böylece Sayın Tahsin Akkaş'ın can güvenliği bir ölçüde sağlanmıştır. Fakat bu aşamadan sonra da Tahsin Akkaş, elçilik kapısında bekleyen kalabalık bir silahlı grup sebebiyle saatlerce dışarı çıkamamış, tam bir güvenlik ve hukuk skandalı yaşanmıştır. Bu grubun elçilik kapısından ayrılmasından sonra Tahsin Akkaş sığındığı Türk elçiliğinden çıkmış ancak evine gidememiştir.
Ancak bugün (13 Mart 2008 Perşembe günü) anlaşmada mutabık kalınan hususlar Kazak muhataplar tarafından yine çiğnenmiş, Sayın Akkaş tekrar gerekçesiz şekilde emniyete götürülmek istenmiştir. Hiçbir anlaşmanın ve hukuk kuralının dikkate alınmadığı bu süreçte adeta esir muamelesi gören arkadaşımız Tahsin Akkaş'ın can güvenliği konusunda halen ciddi endişelerimiz bulunmaktadır.
Zira Tahsin Akkaş, bugün yine hiçbir gerekçe belirtilmeden emniyete götürülmek istenmiştir. Bunun üzerine Sayın Tahsin Akkaş tekrar Türk Büyükelçiliğine sığınmıştır. Elçilik yetkilileri Tahsin Akkaş'ın emniyete çağırılmasının gerekçesinin ne olduğunu sorduklarında Kazak emniyetince anlaşılır bir gerekçe söylenmemiş, sadece Tahsin Akkaş'ı "görmek istedikleri", "sağ olduğunu bilmek istedikleri" söylenmiştir.
Bunun üzerine Türk büyükelçilik yetkilileri Tahsin Akkaş'ın emniyete gitmesine gerek bırakmayacak bir belgenin, Tahsin Akkaş'ın sağ olduğunu ve yaşanan olaylarla ilgili herhangi bir şikayeti vb olmadığını belirten bir beyanının elçilik ve noter onaylı olarak hazırlanarak gönderilmesini teklif etmiş, Kazak emniyet yetkilileri bunu kabul etmişlerdir.
Bunun üzerine Türk Büyükelçiliği üzerinde mutabık kalınan metni hazırlamış, Kazak emniyetine göndermiştir.
Ancak Kazak emniyet yetkilileri, elçilik onaylı ve noter tasdikli bu belge kendilerine geldikten sonra, Tahsin Akkaş'ın yine de emniyete gelmesinde ısrar etmişlerdir ve halen de etmektedirler.
Konunun bizim tarafımızdan Türk makamlarına aksettirilmesi ve Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere bu makamlarımızın konuyu etkili bir şekilde takip etmeleri üzerine, bu defa da "ses çıkarmayın, ezeriz" baskısı başlamış, Tahsin Akkaş'la görüşen Kazak muhatapları, olayı daha yayması halindekendisini en az 15 yıl hapsedeceklerini söyleyerek tehdit etmişlerdir.
Hiçbir hukuki dayanağı olmayan, tamamen keyfi bu gibi uygulamalar bizleri ciddi biçimde tedirgin etmektedir. Zira Tahsin Akkaş'ın Alma Ata'da BN Pegasus bünyesinde göreve başlamasından önce, BN - PEGASUS'a iki ayrı saldırıda bulunulmuştur. Bunlardan birinde Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Seçim Köse fiili saldırıya ve darba maruz kalmış, diğerinde de şirketin işçileri yaralanmıştı. Bu saldırılar "Kazak vahşeti hortladı" gibi başlıklarla basına da yansımıştı.
Sonuç olarak Türk Makamlarından; Sayın Tahsin Akkaş'a ve Kazakistan'da faaliyette bulunan tüm Türk iş adamlarına sahip çıkmalarını, orada maruz kaldığımız hukuksuz ve keyfi uygulamalara son verilmesi için Kazak makamları ve yetkilileri nezdinde konunun önemle ve aciliyetle takip edilmesini, devletimizin mimar Sayın Tahsin Akkaş'ı bu esaretten kurtarmasını talep ediyoruz.
BN - PEGASUS YÖNETİM KURULU ÜYESİ
EROL ŞİMŞEK
CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE OLAN MİMAR TAHSİN AKKAŞ'IN SIĞINDIĞI ALMA ATA TÜRK BÜYÜK ELÇİLİĞİMİZDEN ÇIKARILMASI SON DERECE TEHLİKELİDİR. KONUYA DERHAL MÜDAHİL OLMANIZI VE TAHSİN AKKAŞ'IN ELÇİLİKTEN ÇIKARTILMASININ ÖNÜNE GEÇİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ.
AÇIKLAMALAR:
Kazakistan başta olmak üzere yurt dışında pek çok başarılı projelere imza atmış, iş çevrelerinde sevilen bir işadamı ve mimar olan Tahsin Akkaş 11 Mart 2008 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın Kazakistan Alma Ata'da gözaltına alınmıştır.
Gözaltı süresince çeşitli tehditlere maruz bırakılan Tahsin Akkaş serbest bırakılır bırakılmaz Türk Büyükelçiliği'ne sığınmıştır. Halen Kazakistan Devlet Başkanı'nın kardeşi ile evli olan Mayra Nazarbayeva'nın talimatıyla hareket ettiği bilinen Edgar Salduzi isimli kişinin bu olayda birinci dereceden rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Mayra Nazarbayeva ile temasa geçilmiş ve yazılı bir anlaşma ile mutabakata varılmış, böylece Sayın Tahsin Akkaş'ın can güvenliği bir ölçüde sağlanmıştır. Fakat bu aşamadan sonra da Tahsin Akkaş, elçilik kapısında bekleyen kalabalık bir silahlı grup sebebiyle saatlerce dışarı çıkamamış, tam bir güvenlik ve hukuk skandalı yaşanmıştır. Bu grubun elçilik kapısından ayrılmasından sonra Tahsin Akkaş sığındığı Türk elçiliğinden çıkmış ancak evine gidememiştir.
Ancak bugün (13 Mart 2008 Perşembe günü) anlaşmada mutabık kalınan hususlar Kazak muhataplar tarafından yine çiğnenmiş, Sayın Akkaş tekrar gerekçesiz şekilde emniyete götürülmek istenmiştir. Hiçbir anlaşmanın ve hukuk kuralının dikkate alınmadığı bu süreçte adeta esir muamelesi gören arkadaşımız Tahsin Akkaş'ın can güvenliği konusunda halen ciddi endişelerimiz bulunmaktadır.
Zira Tahsin Akkaş, bugün yine hiçbir gerekçe belirtilmeden emniyete götürülmek istenmiştir. Bunun üzerine Sayın Tahsin Akkaş tekrar Türk Büyükelçiliğine sığınmıştır. Elçilik yetkilileri Tahsin Akkaş'ın emniyete çağırılmasının gerekçesinin ne olduğunu sorduklarında Kazak emniyetince anlaşılır bir gerekçe söylenmemiş, sadece Tahsin Akkaş'ı "görmek istedikleri", "sağ olduğunu bilmek istedikleri" söylenmiştir.
Bunun üzerine Türk büyükelçilik yetkilileri Tahsin Akkaş'ın emniyete gitmesine gerek bırakmayacak bir belgenin, Tahsin Akkaş'ın sağ olduğunu ve yaşanan olaylarla ilgili herhangi bir şikayeti vb olmadığını belirten bir beyanının elçilik ve noter onaylı olarak hazırlanarak gönderilmesini teklif etmiş, Kazak emniyet yetkilileri bunu kabul etmişlerdir.
Bunun üzerine Türk Büyükelçiliği üzerinde mutabık kalınan metni hazırlamış, Kazak emniyetine göndermiştir.
Ancak Kazak emniyet yetkilileri, elçilik onaylı ve noter tasdikli bu belge kendilerine geldikten sonra, Tahsin Akkaş'ın yine de emniyete gelmesinde ısrar etmişlerdir ve halen de etmektedirler.
Konunun bizim tarafımızdan Türk makamlarına aksettirilmesi ve Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere bu makamlarımızın konuyu etkili bir şekilde takip etmeleri üzerine, bu defa da "ses çıkarmayın, ezeriz" baskısı başlamış, Tahsin Akkaş'la görüşen Kazak muhatapları, olayı daha yayması halindekendisini en az 15 yıl hapsedeceklerini söyleyerek tehdit etmişlerdir.
Hiçbir hukuki dayanağı olmayan, bu gibi tamamen keyfi uygulamalar bizleri ciddi biçimde tedirgin etmektedir. Zira Tahsin Akkaş'ın Alma Ata'da BN Pegasus bünyesinde göreve başlamasından önce, BN - PEGASUS'a iki ayrı saldırıda bulunulmuştur. Bunlardan birinde Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Seçim Köse fiili saldırıya ve darba maruz kalmış, diğerinde de şirketin işçileri yaralanmıştı. Bu saldırılar "Kazak vahşeti hortladı" gibi başlıklarla basına da yansımıştı.
TAHSİN AKKAŞ HALİ HAZIRDA ALMA ATA'DAKİ TÜRK BÜYÜKELÇİLİĞİNDE BULUNMAKTADIR. KENDİSİNİN CAN GÜVENLİĞİ SAĞLANMAKSIZIN ELÇİLİKTEN ÇIKMASI HALİNDE KENDİSİNİN BİR SUİKASTE UĞRAMASI YA DA KENDİSİNİ SUÇLU DURUMA DÜŞÜRECEK BİR TUZAK KURULMASI KAÇINILMAZ GÖRÜNMEKTEDİR.
ANCAK ALMA ATA TÜRK BÜYÜKELÇİLİĞİNDE GÖREVLİ BAZI KİŞİLER, KİME VE NEYE HİZMET ETTİĞİNİ ANLAYAMADIĞIMIZ BİR ŞEKİLDE, TAHSİN AKKAŞ'I ELÇİLİK BİNASINDAN ÇIKARMAYA ÇALIŞMAKTADIR.
Tahsin Akkaş'ın hayatına veya güvenliğine bir zarar gelmesi halinde, bunun sorumluluğu tümüyle Tahsin Akkaş'ı elçilikten çıkaran veya çıkmasına müsaade eden görevlilerin üzerinde olacaktır.
Yüksek Makamınızdan konuya derhal müdahil olmanızı ve Tahsin Akkaş'ın elçilikten çıkarılmasına izin verilmemesini temin etmenizi ve konuya gözlemci olmanızı önemle talep ediyoruz.
BN - PEGASUS YÖNETİM KURULU ÜYESİ
EROL ŞİMŞEK
TÜRK İŞ ADAMLARINA YÖNELİK
SALDIRI VE BASKILAR DURDURULMALIDIR
- Kazakistan'da, Türk şirketlerini ve çalışanlarını hedef alan saldırılar bir süredir artarak devam etmektedir. Ülkedeki pek çok yabancı şirket, iş yapamaz, kar edemez hale getirilerek ülkeyi terke zorlanmaktadır. Zorbalık ve şiddet yoluyla işadamları yıldırılmakta, gasp, darp, silahlı ve maskeli baskınlar düzenleme gibi yöntemlerin yanısıra, aleyhte kamuoyu oluşturmaya yönelik faaliyetler de artarak devam etmektedir.
- Kazakistan'da, bazı çıkar gruplarının son derece planlı ve organize şekilde yürüttükleri bu faaliyetler artık iyice aleniyet kazanmıştır. Ülkede pasaportlara el koymak, rehin almak, işyeri mühürlemek, makinalara el koymak, anlaşmalarla sabit olmuş hakları ödememek, silahlı tehdit gibi yöntemler olağan hale gelmiştir.
- Kazakistan'ın milli menfaatlerini ve saygınlığını hiçe sayarak güç ve iktidar elde etme gayretine giren bu çıkar gruplarının önü alınmadığı takdirde Kazakistan büyük bir kaos ortamına sürüklenecektir.
- Bu ülkede faaliyet gösteren pek çok yabancı şirketi tedirgin eden bu durum kısa dönemde Kazakistan'ın adının "can güvenliği riski taşıyan ülkeler" arasında anılmasına sebep olacak kadar ciddi boyuta ulaşmıştır. Ülkede faaliyet gösteren yabancı işadamları ciddi tehlike içindedir. Saldırılar ne zaman son bulacaktır? Ülkede serbest rekabet ve dürüst ticaret ilkelerine göre hareket eden şirketlerin mensupları ne zaman gönül rahatlığı ve güvenlik içinde işlerini yapabileceklerdir? Kazakistan gibi güçlü ve büyük bir ülkenin imkanlarını, insanlarının iyi niyetini sömürmeye yeltelenen ve ülkenin yönetimine kendi adamlarını yerleştirme gayretinde olan mafyavari yapılanmalar ne zaman susturulacaktır? Kazakistan'ın belirsizliklere ve istikrarsızlığa sürüklenmesi ülkenin içinde ve dışında kimlerin işine gelmektedir?
- Tüm bu konulara Kazakistan resmi birimlerinin ve özellikle Devlet Başkanı Sayın Nazarbayev'in ivedilikle el koyması ve gerekli tedbirleri alması en büyük temennimizdir.
Kazakistan'ın Alma Ata şehrinde faaliyet gösteren BN-Pegasus yetkililerinden Tahsin Akkaş, bazı hukuksuz uygulamalara maruz kalmıştır. Kazakistan başta olmak üzere yurt dışında pek çok başarılı projelere imza atmış, iş çevrelerinde sevilen bir işadamı ve mimar olan Tahsin Akkaş 11 Mart 2008 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın gözaltına alınmıştır. Gözaltı süresince çeşitli tehditlere maruz bırakılan Tahsin Akkaş serbest bırakılır bırakılmaz Türk Büyükelçiliği'ne sığınmıştır. Tahsin Akkaş, elçilik kapısında bekleyen kalabalık bir silahlı grup sebebiyle saatlerce dışarı çıkamamış tam bir güvenlik ve hukuk skandalı yaşanmıştır. Halen Kazakistan Devlet Başkanı'nın kardeşi ile evli olan Mayra Nazarbayeva'nın talimatıyla hareket ettiği bilinen Edgar Salduzi'nin bu olayda birinci dereceden rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Mayra Nazarbayeva ile temasa geçilmiş ve yazılı bir anlaşma ile mutabakat sağlanmış, böylece Sayın Tahsin Akkaş'ın can güvenliği bir ölçüde sağlanmıştır. Tahsin Akkaş bu anlaşmaya istinaden sığındığı Türk elçiliğinden çıkmış, ancak evine gidememiştir. Ancak 13 Mart günü anlaşmada mutabık kalınan hususlar yine çiğnenmiş, Sayın Akkaş tekrar gereksiz şekilde emniyete götürülmek istenmiştir. Hiçbir anlaşmanın ve hukuk kuralının dikkate alınmadığı bu süreçte adeta esir muamelesi gören arkadaşımız Tahsin Akkaş'ın can güvenliği konusunda ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Kazakistan Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev'den tamamen hukuk dışı olarak sürdürülen bu uygulamaların durdurulmasının sağlanmasını talep ediyoruz.
Tahsin Akkaş'ın Alma Ata'da BN Pegasus bünyesinde göreve başlamasından önce Ocak 2008'de, BN Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Seçim Köse'ye ve şirket bünyesindeki Türk işçilere de saldırılarda bulunulmuş ve bu saldırıların arkasında aynı ismin olduğu ortaya çıkmıştır. Söz konusu saldırıda Seçim Köse ve çok sayıda işçisi yaralanmıştır. Bu saldırılar "Kazak Vahşeti Hortladı" ve benzeri başlıklarla Türkiye'de basına da yansımıştır.
Daha önce ENKA gibi başka Türk şirketlerine de saldırıların yaşandığı Kazakistan'da bu gibi hukuksuz uygulamalar sıklıkla gerçekleşmeye başlamıştır. ENKA Holding işçilerine Ekim 2006'da yapılan saldırılar hakkındaki gazete haberleri olayın vehametini ortaya koymaktadır:
"Kazakistan'da ENKA Holding'in şantiyesinde Kazak işçilerin saldırısına uğrayan Türk işçilerden bir grup yaralı özel uçakla Sabiha Gökçen Hava Limanı"na indi. Dehşet anını anlatan yaralı işçiler, "Bu bir katliamdı. Bizi öldürmek için her yolu denediler." İşçiler, Türk işçilere karşı olan planlı mafya türü bu saldırıda kayıp arkadaşları olduğunu söylediler. Kazakların, bazı arkadaşlarını vinçlere astıklarını, kapılarını açamadıkları konteynırların içine propan gazı sıktıklarını, konteynırları ateşe verdiklerini anlatan yaralı işçiler, hiçbir yetkilinin kendileriyle ilgilenmediğini ve can güvenliklerinin olmadığını söylediler." (24 Ekim 2006 tarihli Milliyet ve Akşam)
Kazak yönetimine yakın olmayı, Kazakistan milli menfaatlerine aykırı davranmak için ruhsat olarak kullanan kimselerin varlığı son derece tehlikelidir. Çünkü Kazak resmi makamlarının bilgisi dışında faaliyet gösteren bu gibi kimseler sadece bu ülkede ticari faaliyet yürüten şirketleri değil bizzat Kazakistan'ın iç güvenliğini tehdit eder hale gelmişlerdir. Kazakistan'ı bir mafya ülkesine dönüştürme sevdasında olan bu gibi odaklara karşı gerekli tedbirlerin alınmaması halinde ülkenin büyük bir kaosa sürükleneceğine kuşku yoktur.